Ukrayna Büyükelçisi Andrii Sybiha’dan “Zafer Günü” mesajı

0
489

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 75. Yıl dönümü nedeniyle açıklamalarda bulundu. Büyükelçi Sybiha yaptığı açıklamada: “Ukraynalılar olarak barışın bedelini Avrupa’da herkesten çok iyi biliyoruz.” ifadelerine yer verdi.

Her yıl olduğu gibi bu yılda 8-9 Mayıs günleri insanlık tarihinin kara bir lekesi olarak tasvip edilen, büyük çarpışmaların yaşanarak milyonlarca insanın hayatına kaybetmesine neden olan II. Dünya Savaşı’nın bitişi anma törenleriyle kutlandı. Birçok ülkenin kutladığı Zafer Günü, Ukrayna için İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilere karşı kazanılan zaferin bir neticesi olarak kabul ediliyor.

Günün anlam ve önemini tarihi çerçevede yaptığı açıklamalarla paylaşan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Andrii Sybiha, İkinci Dünya Savaşı’nın bitişinin 75. Yıl dönümünü sosyal medya üzerinden kutladı.

Andrii Sybiha yaptığı paylaşımda şu açıklamalara yer verdi:

“Bu sene Avrupa’daki II. Dünya Savaşı’nın bitmesinin 75. Yıl dönümünü kutluyoruz. İnsanoğlu tarihinde en kanlı savaşta hayatını kaybedenleri saygıyla yad ederken Ukraynalılar olarak barış bedelini Avrupa’da herkesten çok iyi biliyoruz.

Gerek Ukrayna, gerek Avrupa, gerekse tüm demokratik dünya, 8-9 Mayıs’ta Anma ve Uzlaşma Gününü ve Nazizme Karşı Zafer Gününü kutlarken bu korkunç savaşta hayatını kaybedenlere saygı gösteriyor.
Ukrayna II. Dünya Savaşı’nın tam merkezindeydi. Tarihçilerin değerlendirmelerine göre bu savaşta 50’den 80 milyona kadar insan kaybettik. En çok zarar gören Avrupa ülkeleri arasında Rusya – 14 milyon (13%), Ukrayna – 8 milyon (19%), Almanya – 7 milyon (8,5%), Polonya – 6 milyon (17%) yer aldı. Öldürülen, toplama kamplarında bulunan, sürgün edilen ve göç ettirilen Ukraynalıları göz önünde bulundurursak insan kayıpları açısından Ukrayna en fazla zarar gören ülkelerden biriydi. Savaştan önce Sovyet Ukrayna’sında yaşayan 41,7 milyon insandan 1945 yılında sadece 27,4 milyon insan kalmıştı.
Nazi esaretine alınan 2,8 milyon Sovyet insanından 2,4 milyonu Ukraynalıydı. Cephe hattı iki defa Ukrayna’nın topraklarından geçti. İlki 1941’de Kızıl Ordu çekilirken ikincisi 1943-1944 yıllarında Kızıl Ordu taarruz ederken oldu. Ukrayna’nın 714 şehri ve 28 bin köyü tamamen veya kısmen yok edildi. Ukraynalılar Nazizme karşı direnip onu yeniyorlardı ama sadece Kızıl Ordu’nun parçası olarak değil. Eylül 1939’da yaklaşık 120 bin Ukraynalı Polonya Ordusunun içindeyken Hitler saldırısıyla karşılaştı. Gelecek yıllarda 130 bini aşkın Ukraynalı Hitler’e karşı koalisyonun ordularında savaşıyordu (ABD, Büyük Britanya, Kanada, Fransa vb.). Yüz binlerce soydaşımız Nazizme karşı Direniş Hareketi’nin parçası olarak savaştı. Çoğu, Romanya, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Macaristan, Avusturya, Yugoslavya gibi ülkelerin özgür olması için hayat pahasına savaştı.
1945 yılında Ukrayna ve Belorus II. Dünya Savaşında galibiyeti alan diğer milletlerle beraber BM’nin kurucu ülkeleri olmaya davet edildi. Bu husus Ukrayna ve Belorus halklarının büyük kayıplar verdiklerini kanıtladı. Fakat Rus propagandası, II. Dünya Savaşı’nda Nazizmi yenme konusunu yıllardır kötüye kullanıyor. Üstelik söz konusu eğilim Rusya Federasyonu’nun 2014 yılında Ukrayna’ya karşı başlattığı silahlı saldırıdan sonra daha da arttı.
Kuzey komşumuzun yaptıkları Sovyet Birliği’nin özenle geliştirdiği savaş kültürünün devamıdır. Kırım yarımadası ve Donbas’ın işgali, Ukrayna’ya karşı planlanmış ama utanç verici bir şekilde başarısız olan blitzkrieg (yıldırım harbi) ve anschluss planının (ilhak) bir parçasıydı. Usul ve yöntem açısından RF’nun Ukrayna’yı yutmaya yönelik hareketleri XX. Yüzyılının 30’lu yıllarında Hitler rejiminin Avrupa’da yaptıklarından farklı değildir.
Bu amaçla çeşitli uydurmalar kullanılıyor ve tarihi olaylar çarpıtılıyor. Aynısını, 1944 yılında Kırım Tatarları ve diğer etnik gruplar Kırım yarımadasından yasa dışı olarak sürgün edilirken ve aynı yıl Sovyet yönetimine uymamakla suçlanan Ahıska Türkleri Türkiye ile sınırı olan SSCB’nin bölgelerinden (Gürcistan Sosyalist Sovyet Cumhuriyeti) Orta Asya’ya sınır dışı edilirken gördük. Bunu üzülerek söylüyorum ama 2014 yılında Rusya Ukrayna’nın parçası olan Kırım’ı işgal ettiği zaman Kırım Tatarları yine Kremlin rejiminin takibatına maruz kaldılar.
Rusya, zaferin en büyük kahramanı unvanını kendisine tevcih etmeye ve kendisini ‘ana antifaşist’ olarak göstermeye çalışıyor. Tek istediği antifaşist retorikle Ukrayna’ya karşı yürüttüğü saldırganlık siyasetini örtbas ederek şu an yaptığı suçlar için uluslararası sahada endüljans almak. Böyle tabloda Ukrayna’ya ve bizi destekleyip Kremlin’in yeni sömürgecilik rotasını eleştiren tüm demokratik ülkelere ‘faşist’ rolü bırakılıyor.
Bu bağlamda Kremlin Nazi Almanya’sına karşı zaferin 75. Yıl dönümünün kullanılmasına büyük önem veriyor. 9 Mayıs 2020’da düzenlenmesi planlanan ‘Zafer Töreni’ne yüksek düzeyde yabancıların katılımını sağlamak için çok çaba sarf etti. Koronavirüs salgını Moskova’nın söz konusu töreni Mayıs’ta gerçekleştirmekten vazgeçirdi ama gündemden tamamen kaldırmadı. Tören bu yılın Eylül ayının başına ertelendi.
Mevcut şartlarda kitlesel etkinlikleri düzenleyemeyen Kremlin, çeşitli manipülasyon yöntemlerine başvurarak kendini müttefikiymiş gibi Batı’ya zorla kabul ettirmeye çalışıyor. 25 Nisan 2020 tarihinde yayımlanan ABD Başkanı Donald Trump ve RF Devlet Başkanı Vladimir Putin’in müttefik orduların Elba buluşmasının 75. Yıl dönümüne ilişkin ortak açıklaması ‘bayram’ manipülasyonunun parlak örneğiydi. Bu açıklama ile Rusya, Nazizme karşı savaşan eski Sovyet Birliği’nin parçası olan tüm milletler adına konuşma yapma hakkını benimsedi. Burada şunu hatırlatmak isterim ki, Batı ve doğu cephelerinin bir araya geldiği o meşhur buluşmada Kızıl Ordu tarafında, %60’tan %80’e kadar Ukraynalı askerlerden oluşan Birinci Ukrayna cephesi bulunuyordu.
Bizim için bu Mayıs günleri, II. Dünya Savaşı sırasında Hitler’e karşı koalisyonun zaferine katkıda bulunan Ukrayna halkı ve diğer birçok halkının kahramanlığını kutlamak ve 1940’lı yıllarda Avrupa’da barışın yeniden tesisi için savaşan herkesi saygıyla yad etmek için vesile oluyorlar. Öte yandan medeni dünyayı aynı duruma düşmeye zorlayan yeni ortaya çıkmış ‘antifaşist’lerin rövanşına müsaade etme hakkımızın olmadığını düşünmek için iyi bir vesiledir. Rusya’daki kutlamanın ‘Gerekirse tekrarlarız’ sloganıyla gerçekleşmesi endişe uyandırıyor çünkü Ukrayna ve Avrupa’daki sloganı çok farklı – ‘Bir daha asla’.”